2 Mayıs 2016 Pazartesi

YABAN - YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Merhaba

Bu ay okuduğum dördüncü kitap, Yaban. Kitaplığımda uzun zamandır duran bir kitaptı. Bahar Okuma Şenliği kapsamında savaş döneminde geçen bir kitap okumam gerekmese, nedensiz bekleyecekti. İyi ki şenlikler var ve iyi ki bu kitabı okumuşum. 

Kitap okumanın önemini geç kavradığımdan, yaşıtlarımın yıllar önce okudukları kitapları ben bu yaşımda okuyorum. Hem iyi hem kötü yanları var. Bu konuyu bir ara uzun uzun konuşalım :D

Gelelim Yaban'a. Kurtuluş Savaşı zamanında geçen öykümüzün başrolünde, savaşta kolunu kaybetmiş bir İstanbullu var. Savaş sonunda bakacak kimsen olmaz diye, emir eri onu alıp, Anadoluda kendi yaşadığı köye götürüyor. Köylüler kendilerinden olmayan herkese 'yaban' diyorlar. Kitap da bu yabanın günlüğü.


Kendi tabiriyle aydın bir insanın Anadolu köyündeki insanlarla ilişkisini, halkın Milli Mücadeleye bakışını anlatıyor. Bir yandan halkın, bana dokunmayan yılan bin yaşasın tavrını, bir yandan da devletin buralara ulaşamamasını eleştiriyor. Zaman eski, ama konu ve yaşananlar güncel.

Kitabın dili çok ağır olmasa da biraz eski Türkçe. Çok fazla olmasa da bilmediğim kelimeler vardı. Tabi ki daha önceden Yakup Kadri okumadığıma pişman oldum. Anlatımını o kadar çok sevdim ki. 

'Edebiyatı, sanatı başkaları yaparken hoş bulurum.Fakat kendim bundan çekinirim. Edebiyat ve sanat dünyasında yalnız dahiler vardır. Ondan ötesi, bir alay zavallı taklitçi, bir alay zavallı maskaradır'

Halkın düşman uçaklarının tepelerinde dolaşıp, yakındaki yerleri bombalamalarına verdikleri tepkiden nasıl bir tavır içinde olduklarını anlatıyor.

' Sen öyle diyon emme, bunların bize faydası oldu. Görmüyon mu, hiçbir yanda kargalardan iz kalmadı. Harman yerinde, tahılı hep yirlerdi.' Gel de çıldırma. :(

' Ölüm, belki cismani hazların en büyüğüdür. Belki, kimbilir.'

Biraz da köylünün neden bu hale geldiğini sorguluyor.

'Eğer bilmiyorlarsa kabahat kimin? Kabahat, Benimdir.Kabahat, ey bu satırları heyecanla okuyan arkadaş; senindir. Sen ve ben onları, yüzyıllardan beri bu yalçın tabiatın göbeğinde, herkesten, her şeyden ve her türlü yaşamak zevkinden yoksun bir avuç kazazede halinde bırakmışız. Açlık, hastalık ve kimsesizlik bunların etrafını çevirmiştir. Ve cehalet denilen zifiri karanlık içinde, ruhları, her yanından örülü bir zindanda gibi mahpus kalmıştır.' 

Okuduğunuz için teşekkürler.

Hoşçakalın.

Puanım: 10/10

Yayınevi: İletişim Yayınları

Sayfa Sayısı: 198

0 yorum:

Yorum Gönder